Bismillahirrahmanirrahim 

Bizleri bu muhteşem aylara ulaştıran Rabbimize sonsuz hamd u senalar olsun. 

Hâk dostları, üç ayları Recep’i ekme, Şaban’ı sulama, Ramazan-ı Şerifi ise hasat ayı olarak tarif ederler.

Bu mübarek üç ayların gelişiyle birlikte zamanın nurdan kapıları açılır; sağanak sağanak yağan rahmet yağmurları, gönüllerde henüz filizlenmeye başlayan kutsal ağaçları, yeşile boyamaya başlar. Gündüzlerin parlak aydınlığı, gecelere bir ışık pınarı gibi yansır ve geceler istiğfar, parlaklık ve tazarru saatlerinin aynası olurlar. 

Recep ayı ile birlikte istiğfarın rahmet kapıları açılır.

Bir rahmet ve dua hücresidir artık geceler. Her saat sekine ve sükûnet yüklüdür. Rahmete döner şükür. Her saat huzuru simgeler. Aşkla yapılan secdeler çoğalır. Tazarru ve niyazın, ağlamaklı ve huşu yüklü duaları göklerin gerçek sahibine ikram edilir.

Dualar, aciz bir hâlin, havf ve recasıyla /korku ve ümidin aşkıyla, Yaratana sunulur. Artık kalpler daha bir rikkatle atmaya başlar.

Daha saygıyla yapılır hassas ameller. Kırılan gönüllerin, yıkılan kalplerin, onarılma gayreti daha bir iştiyakla daha bir samimiyetle tamir edilmeye çalışılır. 

Gönüller, Rabbimizin bizlere lütfettiği görkemli saraylardır. Asla yıkılamaz ve asla kırılamaz. Ten kafeslerimizin bu nur hücreleri içindeki bütün kirli renklerden, kirli noktalardan acilen temizlenerek görkemli saraylar haline dönüştürülmek zorundadır. Zira o ulu ve kâinatın biricik sahibi ancak temizlenmiş hanelere misafir olur.

Gönüller sultanının hanesi, mamur olmak zorundadır.

Ancak saraylarda ağırlanacak bir rahmetin sahibidir o sonsuz kudret sahibi. O’nun uğramadığı hiç bir saraya bereket ve güzellik gelmez.

O’nun olmadığı her hane bereketsizdir.

Onarılmazsa pas tutar. Siyahlaşır.

O haneleri nurlandıran en büyük amel hiç şüphesiz namazdır. En büyük nurdur namaz. O saray nurdan bir malikânedir. Nur’un öbek öbek biriktiği bu kutsal saray, merhametin estetiğin ve hasretin bir giriş mahalledir, giriş kapısıdır.

Gerçek Saray olan cennete, bu dünya Sarayı’nın kapısından girilerek ancak ulaşılabilir.

Bu gönül sarayı cennete ulaşan nurdan bir köprüdür.

 İşte bu şeref yüklü üç aylar nur Sarayı’nın kapısının aralandığı, samimiyetin, aşkın, tevazunun ölçü ve hikmetine göre açıldığı ilk durak, ilk mevsim ve ilk dua istasyonudur.

Recep ayı; yakarış ve sunum merciidir. Azamet, sonsuzluk ve hoşluk bahçesinin, ilk ekim yeri, ilk tarlasıdır.

Mananın sevgi yüklü aşk tohumları ilk bu ayda kutsal bahçeye dikilerek beklenir.

Mana mana, secde secde yeşillenen, istiğfar ve huşu yüklü gözyaşları ile sulanarak bereketlenir. Boy verir filizlenir.

Şaban ayına gelindiğinde bu muhteşem meyve ağaçları daha bir gürleşir, güzelleşir; görkemli bir Çınar’ın hazzına dönüşürler.

Şaban ayı bir inşirah ayıdır aynı zamanda.

Gül bahçesini sulama büyütme ayıdır. Gül bahçenin içinde gül kokma ayıdır.

Bu görkemli mana ayının hitama ermesi ile birlikte:

Artık bütün ağaçlar meyveye durmuş, hasat günü olan Ramazan ayının manevi güneşini beklemeye başlarlar.

En seçkin ve kutsal bir ay olan Ramazan-ı Şerif geldiğinde bu meyve bahçesinin hasadı başlar. 

Ramazan geldiğinde kâinatın rengi değişir. Kur’an’ın gölgesine sığınır zaman. Kur’an kokar zaman. Kur’an’ın her şeye olan tasarrufu süsler kâinatı. Kur’an’ın ebedi saadeti sarar gönülleri. O Kur’an ki, namaz olur, oruç olur, hayat olur, sizlere bir nur olur, hayatınızı onarır.

Hayatın her safhasına tanzim eden bir nizam olur. Bedenleri ebedi ve sonsuz âlemin göz kamaştıran aydınlığına hazırlar.

Zira vakit Ramazandır.

“Fetheder karanlıkları vahyin ışığı

Tutuşur gönüllerde sönmeyen kandil

Açılır besmeleyle altın kilidi sırrın

Nur olur beden, nur olur can, nur olur dil **

 Artık her şey bire karşı yedi yüz, bire karşı yedi bin hikmetinin sırrına erer.

Ramazan meyve bahçesinin, cennet bahçesine dönüşünün simgesidir.

Bu muhteşem mevsimde toplanır duaların, yakarışların, sevginin, merhametin ödünç vermenin, sadakanın bütün güzellikleri.

Bir araya toplanan bu mana aleminin kazançları, kâinatın biricik sahibi olan Rabbimize sunuş günleridir.

Artık biz aciz kullara ilk ikram olan “bayram” hediye edilir.

Yine bayramla birlikte Rabbimize topluca sunulan, dua ve tazarru bereketinin, sevincinin, bizlere Rabbimiz tarafından kabul ediliş hediyesi ve nişanesidir.

Artık: “fedhuli fi ibadi vedhuli cenneti” sırrına ermenin sevinci kaplar gönülleri ve ruhları.

Bir Allah c.c dostunun muhteşem ifadesi ile ifadelerimizi hitama erdirirsek: 

“Yavrucağızım! Namazı kılmayan kişinin nasibi tıkanık olur, yolu kapalı olur, köprüsü yıkık olur, vicdanı simsiyah olur, beyin perdeleri küf tutar, rûh-u ölür, Allah’la rabıtaları kopar, Peygamberimiz’ den (saS) uzaklaşır, çok şey kaybeder…”

Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi

** Seherle Gelen Müjde (Mir’ ac i Duruş) Sayfa 57 2006 İbrahim Yavuz ZARİFOĞLU

Selâm ve saygılarımla.

1 Recep 1442

İbrahim Yavuz ZARİFOĞLU

Tazarru : Dua, yakarış. Yalvarmak.

Niyaz : Yalvarma, yakarma, istek

İbrahim Yavuz ZARİFOĞLU
Baba tarafından, orta Asya dan Maraş a göç eden Kafkas bir ailenin uzantısı olup Zarifoğlu ailesine mensuptur. Merhum Şair- Yazar Cahit Zarifoğlu' nun yeğenidir. Anne tarafı 1800’lü yılların başlarında Kastamonu’dan İstanbul’a göç etmiş bir aile. Hanoğulları ismi ile maruf. 1957 Şubat’ında, İstanbul/Fatih/Hırka-ı Şerif’te dünyaya geldi. İstanbul’un sur içini ve dört cephesini iyi bilen şairin bu şehre ait anıları duygulu ve çok zengindir. Hayatının dem tutan anları hep bu mübarek şehirde gizlidir. Babasının asker oluşu, bu cennet vatanın çok köşesini görme imkânını verdi. İlk ve ortaokulu Gaziantep ve Ankara, liseyi İstanbul ve Maraş, yüksekokulu ise 1980 yılında İstanbul’da tamamladı. İlk İstanbul şiirlerinin tarihi 1980’li yıllara uzanır. Ancak yeniden toplanarak düzenlenmesi 2004, kitap haline gelme düşüncesi ise 2009’da tamamlanır. Şair İbrahim Zarifoğlu’nun Türkiye genelinde açılan şiir yarışmalarında; derece, mansiyon ve jüri özel ödülleri bulunmaktadır. Özel ve kamu kuruluşlarında yöneticilik yapan şair 1980-1996 yılları arasında dönem dönem İstanbul’un güzide liselerinde ücretli edebiyat öğretmenliği yapmıştır. Evli ve altı çocuk babası olan şair, bir kamu kuruluşunda halen yönetici olarak çalışmaktadır. Şairin bugüne kadar Üçü müstakil " İstanbullu Şiirler " olmak üzere, yayımlanmış 8 adet şiir kitabı bulunmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.