İnşallah 569 sene i devriyesini idrak edeceğimiz İstanbul’un muhteşem fethi ve buna ilaveten Fatih Sultan Mehmed Han ile ilgili bir yazıyı kaleme almak düşüncesinde idim…

Ancak genel anlamda bu konu ile ilgili çok yazı, kitap ve bilgilendirici dokümanlar olduğu için bu ayın yazısını şehri İstanbul’un ilk fatihi şerefine erenlerden olma adına ve efendimizin (s.a.s) müjdesine mazhar olma sevincini yaşamaya çalışan güzide sahabe efendilerimize ve onların (R.A) kabr-i şeriflerinin İstanbul’da nerelerde olduğuna dair bir yazıyı paylaşmayı daha münasip gördüm.

Müslümanların ilk İstanbul kuşatması, 668’de Hz. Muaviye’nin Emevi Halifesi olduğu dönemde gerçekleşti.

Bu ordunun içerisinde binlerce sahabe ve Eyyüb el Ensari (R.A) efendimiz (ki tarihi kayıtlarda 90 yaşını aşmış olarak belirtilir) bulunmaktaydı…

Bilindiği gibi Hz. Muaviye dönemi kuşatması esnasında BİNLERCE MÜMTAZ SAHÂBÎ EFENDİMİZ (R.A) KUŞATMADA ŞEHÎD OLDU.

İşte bu anlamda yapılan ilk İslâm orduları kuşatmasında Eyyüb el Ensari, Abdullah Bin Abbas, Abdullah Bin Ömer, Zübeyr Bin Avvam (R.A) gibi çok sayıda meşhur sahabenin katılımıyla gerçekleşti. Hayli zor bir kuşatma, yaz boyunca devam ettiyse de son derece sağlam olan surları aşmak nasip olmadı.

Ebu Eyyüb el Ensari başta olmak üzere pek çok sahabe bu savaşta şehit düştü ve oracıkta defnedildi. Bu sahabelerine mezarlarını küfür beldelerinden kurtarma arzusu sonraki fetih teşebbüslerinin sebepleri arasında yer aldı. Nitekim Fatih Sultan Mehmed‘in fetihten sonra yaptığı ilk iş, bu sahabelerin kabirlerini bulup üzerlerine türbe yaptırmak oldu.

Bugün 25-30 civarında olduğu sanılan sahabe kabirlerinin çok daha fazla olduğu, vaktiyle sadece Toklu Dede haziresinde 1000’den fazla sahabenin defnedildiği nakledilir. İstanbul’un bu manevi yıldızlarından Eyüp Sultan Hazretlerini herkes bilir ama diğer sahabe-i kiramın kabirlerinin nerede olduğu hakkında pek çok kimsenin fikri yoktur. İşte bu yüzden bu mübarek zatları ziyaret etmek isteyenler için küçük bir rehber niteliğinde bir makale hazırlamayı uygun gördüm. *

SAHÂBE KABİRLERİ NEREDE?

Ebu Eyyûb el-Ensari: Asıl adı Hâlid b. Zeyd olan Ebû Eyyûb el-Ensari’ aslen Medineli olup ilk Müslümanlardandır. Hem baba ve hem de anne tarafından Hz. Peygamber’le soy bağı vardır. Hz. Muhammed Efendimiz (s.a.s) Medine’ye geldiğinde evi inşa edilinceye kadar yedi ay bu güzide sahabenin evinde misafir kalmıştır. Hz. Peygamber’in (s.a.s) Gerçekleştirdiği bütün savaşlarda beraberinde bulunmuş, bazen de onun korumalığını yapmıştır. 200 civarında hadis naklettiği bilinmektedir. Hz. Muhammed’in (s.a.s) sancaktarı olan Ebu Eyyüb el-Ensari’nin mezarının yeri, Fatih Sultan Mehmed’în İstanbul kuşatması sırasında hocası Akşemseddin tarafından manevi bir keşifle bulunmuştur. Türbesi Eyüp Camii iç avlusundadır.

Ve güzide İstanbul şehrinin manevi sultanı olup, bedenlerin olduğu gibi gönüllerin de ziyaretgâhıdır.

Bütün Devlet i Aliyye i Osmanlı Sultanlarının kılıç kuşandıkları bir mekândır.

Ebû’d Derda: Asıl adı Uveymir’dir. Medinelidir. Peygamberin, Kur’an, fıkıh ve hadis ilimlerinde önde gelen ashaplarından biridir. Müslümanların ilk İstanbul seferinden 17 sene kadar önce Şam’da vefat ettiği ve buraya defnedildiği kesin olduğu bilinmektedir. İstanbul’a hiç gelmemiştir. Eyüp Belediye binasının arka tarafında ve Zal Mahmut Paşa camii ile Cezeri Kasım Paşa arasında ki ziyaretgâhını onun makamı olarak düşünmek mümkündür.

Ka’b Bin Malik: Sahabelerin ileri gelenlerinden olup, vahiy kâtiplerindendir. Türbe Haliç köprüsü yanındaki Hacı Hüsrev Mescidinin de içinde bulunduğu geniş arazi içindedir. 1972-1974 yıllarında çevre yolu yapımı nedeniyle etrafındaki yapılar yıkılmıştır. İsmi Sahabe arasında geçmediği halde sonradan sahabe olarak değerlendirilmiştir.

Ebu Şeybet El Hudri: Ayvansaray’da, surlarla çevrili hisar alanının bir bölümünde yer alan Karabaş Mahallesi’ndeki Toklu Dede Haziresi’nin içinde bulunur. Ebu Şeybet El Hudri’nin çok büyük sandukası bu türbenin içindedir. Tam karşısında ise Hamidullah El Ensari yatmaktadır. Yine türbe içinde bir köşede Ahmet El Ensari medfundur.

Hazreti Cabir Bin Muhammed El Ensari: Ayvansaray Caddesi üzerinde, surlara bitişik durumdadır. Yandan Hatice Sultan Sıbyan Mektebine bitişiktir.

Cabir bin Abdullah: Türbe, Düğmeciler (Dökmeciler) Mahallesi, Düğmeciler caddesi üzerindeki Düğmeciler Mescidi avlusunda yer almaktadır. Açık türbede üç adet mezar bulunmakta olup ortada ki mezarın sahabeye ait olduğu rivayet edilmektedir. İsmi Sahabe arasında geçmediği halde sonradan sahabe olarak değerlendirilmiştir.

Ebu Zerr El-Gifârî: Ayvansaray’da Ağaçlı Çeşme Sokağı ile Marul Sokağı’nın buluştuğu yerdeki Ebu Zerr El Gifari Camii’nin bahçesinin içinde yer almaktadır.

Hazret-i Amir: Sur dibinden Eyüp’e inen yolun sağıdaki mezarlık içinde açık bir türbede medfundur.

Hazret-i Hâfir: Edirnekapı sur dibinden Eyüp’e inerken Eğrikapı girişinin hemen solunda, sura bitişik vaziyette ve yüksek bir set üzerinde yer alır. İsmi sahabe arasında geçmediği halde sonradan sahabe olarak değerlendirilmiştir.

Abdullah El Hudri: Ayvansaray ile Eğrikapı arasındaki surların iç tarafında, İvaz Efendi Camii yakınında, Kandilli Türbe Sokağı’nın sonunda yer almaktadır.

Hazret-i Şu’be: Eğrikapı’da, Avcıbey Mahallesi’nde Şişehane Caddesi üzerinde, 35 numaralı evin bahçesinde açık türbe içindedir.

Ebu Said El Hudri: Balat ile Edirnekapı arasında uzanan Kariye Türbesi Sokağı’nın yukarı kısmında ve ünlü Kariye Camii Müzesi’nin arka tarafındaki bahçe içinde yer alır.

Abdullah El Ensari: Balat’ta, Kasım Günani Mahallesi’nde, Sultan Çeşme Caddesi’nin Kürkçü Çeşme Caddesi ile buluştuğu yerde ve bir evin önündeki küçük bahçe içindedir.

Cafer bin Abdullah El Ensâri: Kabri, Balat’ta, Hoca Kasım Günani Camii’nin avlusu içindedir.

Hasan ve Hüseyin Kardeşler: Balat’ta, Sultan Çeşmesi Caddesi ile Paşa Hamamı Caddesi arasında uzanan Hasan Hüseyin Yokuşu’nda yatmaktadır.

Hazret-i Hüsam Bin Abdullah El Ensâri: Balat’ın yukarı kısımlarında, Paşa Hamamı Caddesi’nin Sultan Çeşme Caddesi ile buluştuğu yerdedir.

Amr Bin As: Kabri, Karaköy’de Yer altı Cami’ndedir. Vahb Bin Huşeyre ve Süfyan Bin Uyeyne Hazretleri de aynı camide medfundur.

Abdurrahman Eş-Şâmi: Sultanahmet Camii tarafından Ayasofya Camii’ne doğru Kabasakal Caddesi’nde yürürken sağda adı geçen cadde ve Tevkifhâne sokağının birleştiği köşededir.

Dâye Hatun ve Kerîmeteyn-i Muhteremeyn (Çifte Sultanlar): Fatih’te Koca Mustafa Paşa semti, Sümbül Efendi Camii’nin avlusundadır. Bütün bunlara ilave olarak tarihi kayıtlara geçmeyen belki onlarca, yüzlerce sahabe efendilerimizin bilinmeyen kabirleri mevcuttur.

Bu arada bir minik hatıramı nakletmek isterim. İstanbul’da yüksek okul yıllarında Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii’nin avlusundaki (o zamanlar yüksek okul yurdu olarak kullanılıyordu) odalarında kalırken; dostların meczup diye ifade ettikleri fakat sonradan hafız ve okumuş gönül ehli birisi olduğunu öğrendiğim bir abimizin bana abdest aldığım bir sırada:” bana bak! bu şehirde asla abdestsiz gezmeyeceksin, çünkü burada nice bilinmez sahabeler nice bilinmez Allah dostları var! ikazını” asla unutmam…!

Rabbim bu güzide ashabın (R.A) ve adı bilinmez nice Allah dostlarının şefaatlerine mazhar olmayı bizlere nasip etsin.

* Uzun zamandır hazırlamakta olduğum İstanbul ile bir hazırlık arşivinden alınmıştır.

Saygılarımla.

İbrahim Y. Zarifoğlu

1 Zilkade 1443

1 thought on “İSTANBUL’DA MEDFUN BULUNAN SAHABE EFENDİLERİMİZ VE KABİRLERİNİN BULUNDUĞU YERLER

  1. Bu kıymetli bilgileri toparlayıp paylaştığınız için teşekkür ederiz.
    Allah CC razı olsun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.