Rabbimize hamd u senalar olsun…

İki mübarek ayı sağlık, sevinç ve güzellikler içerisinde edâ ederek Ramazan’ı Şerif gibi kutsal bir Kur’an ayının sofrasına erişmeyi nasip etti.

Elhamdülillah.

Ramazan; kavurucu, şiddetli, kızgın sıcak anlamına geldiği gibi, yeryüzünü tozdan temizleyen, güz mevsiminin önünde, yaz mevsiminin sonunda yağan yağmur anlamına da geliyor.

Bu muhteşem ay hiç şüphesiz müminler için bir arınma mektebidir. İnsan ömrü bir ırmak kabul edersek biteviye akıp giden bir su gibi hayatımızla birlikte akıp gitmektedir. Bu akıp giden ömür ırmağının suyundan insan, acaba ne kadar istifade edebiliyor?

“Ramazan ayı; hem kendi iç dünyamızı hem de etrafımızı temizlemeyi, arıtmayı, kendine gelmeyi, hayatı anlamlandırmayı sağlayan bir zaman dilimidir. Ramazan, her yıl vakitleri belirlenmiş bir zaman diliminde insanın katıldığı bir ruh şölenidir. 

Hiç şüphesiz nefsi eğitmenin ve terbiye etmenin muhteşem yolu bu kutlu ayla birlikte açılır.  Sabır ve zor olan nefis eğitimi, her türlü insani ve İslami duyguları, en yüksek bir derecede bize bu ay hissettirir.  Bütün Müslümanlar muhatap oldukları eşit şartlara bu ayda ciddi anlamda birlikte tabi tutulur. Yardımlaşma ve dayanışma bu ayda zirve noktasına ulaşır. Kulluk şuuru ve Müslüman olmanın lezzeti daha derinden hissedilir. Yani insan, insani vasıflarla tam olarak bezenir, mükemmelleşir, inanılmaz ölçüde olgunlaşır.

Gerçek şu ki, gönülleri fethetmenin en müessir yolu insanlara değer vermek, onlara sevgi ve saygı ile muamele etmektir. İnsanlık ne zaman ki gönül dilini kaybetti, kıskançlık bencillik ve adavet gibi insanı değersizleştiren olgulara mahkûm oldu. Ne zaman ki paylaşma, hoşgörü ve diğergamlık gibi değerler anlayış değerlerimizden çekildi gönüller kuraklaştı, vicdani duygular köreldi. Nice gönüllerin kırıldığı, onurların zedelendiği, insani değerlerin örselendiği günümüzde insanı insan kılan gönlün keşfi ve fethi için birey ve toplum olarak topyekûn gayret etmemiz gerekmektedir. Kargaşa, tefrika, kin, ayrılık ve düşmanlığı ancak gönülden gönüle yol bularak, karanlıkları dağıtarak, barış, güven ve iyi niyetlerle gönül fetihlerini çoğaltarak ortadan kaldırabiliriz.

Derviş Yunusun muhteşem ifadesiyle;

“Ben gelmedim dava için

Benim işim sevi için

Dostun evi gönüllerdir

Gönüller yapmaya geldim.”

Kişinin öncelikle kendine karşı dürüst ve saygılı olması, insana ve mahlukata karşı aynı doğrultuda davranış sergilemesi, anne, baba, eş, çocuk, komşu, arkadaş, engelli, mülteci ve yetim başta olmak üzere toplumun bütün katmanlarına karşı insani ve örnek yaklaşım göstermesi önem arz etmektir. Yüce kitabımızın model insan olarak takdim ettiği Peygamberimiz (sav) affetmeyi seven, kimseyi incitmeyen, nezaket sahibi örnek almamız gereken biricik şahsiyettir

Hiç şüphesiz ramazan ayı, Kur’an-ı Kerim’in inmeye başladığı, oruç ibadetinin yerine getirildiği, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’nin bulunduğu sabır ve rahmet ayı olduğu gibi aynı zamanda açların doyurulduğu, çıplakların giydirildiği, düşenlerin kaldırıldığı, yoksulların himaye edildiği, dul ve yetimlere kol kanat gerildiği, bireysel ve toplumsal bazda nice güzelliklerin yaşandığı, bir sosyal yardımlaşma ve dayanışma ayıdır.

Ramazan, şiddetli ve yakıcı sıcak demek olduğuna göre, bu ayda günahlar, salih amellerle yakılır. Oruç tutan insanların sıcaktan içleri yanarken bir taraftan da günahları yakılır. Çünkü oruçtan maksat, şuurlu bir şekilde, nefsin arzularını belirli bir süre Allah’ın emri olduğu için engellemektir. Mükâfatının sadece Allaha ait olduğu ve Allah’ın o mükâfatı takdir ettiği kadar vereceğini bildiğimiz Orucu, ihlas ve samimiyetle Allah rızası için tutmak o mükâfatı elde etmek için yeterli olacaktır.

Rabbim, bizlere bu kutlu aya erişmeyi nasip etti. Bizlere düşen onu en iyi şekilde eda edip, bizlerden hoşnut ve razı olmuş bir şekilde tekrar Rabbimize bir muştulu hediye olarak sunmaktır…

Bilvesile inanan tüm kardeşlerimin Ramazan’ı Şerif bayramlarını en kalbi duygularımla tebrik eder, sağlık üzere nice bayramlara erişmeyi niyaz ederim…

İbrahim Yavuz ZARİFOĞLU

1 Ramazan 1443

Selam ve dua ile

İbrahim Yavuz ZARİFOĞLU
Baba tarafından, orta Asya dan Maraş a göç eden Kafkas bir ailenin uzantısı olup Zarifoğlu ailesine mensuptur. Merhum Şair- Yazar Cahit Zarifoğlu' nun yeğenidir. Anne tarafı 1800’lü yılların başlarında Kastamonu’dan İstanbul’a göç etmiş bir aile. Hanoğulları ismi ile maruf. 1957 Şubat’ında, İstanbul/Fatih/Hırka-ı Şerif’te dünyaya geldi. İstanbul’un sur içini ve dört cephesini iyi bilen şairin bu şehre ait anıları duygulu ve çok zengindir. Hayatının dem tutan anları hep bu mübarek şehirde gizlidir. Babasının asker oluşu, bu cennet vatanın çok köşesini görme imkânını verdi. İlk ve ortaokulu Gaziantep ve Ankara, liseyi İstanbul ve Maraş, yüksekokulu ise 1980 yılında İstanbul’da tamamladı. İlk İstanbul şiirlerinin tarihi 1980’li yıllara uzanır. Ancak yeniden toplanarak düzenlenmesi 2004, kitap haline gelme düşüncesi ise 2009’da tamamlanır. Şair İbrahim Zarifoğlu’nun Türkiye genelinde açılan şiir yarışmalarında; derece, mansiyon ve jüri özel ödülleri bulunmaktadır. Özel ve kamu kuruluşlarında yöneticilik yapan şair 1980-1996 yılları arasında dönem dönem İstanbul’un güzide liselerinde ücretli edebiyat öğretmenliği yapmıştır. Evli ve altı çocuk babası olan şair, bir kamu kuruluşunda halen yönetici olarak çalışmaktadır. Şairin bugüne kadar Üçü müstakil " İstanbullu Şiirler " olmak üzere, yayımlanmış 8 adet şiir kitabı bulunmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.