Bizleri yeniden bir mübarek bayramla kavuşturan rabbimize sonsuz hamd ü senalar olsun…

Çok şükür ki, tüm eksik ve kul yanımızla Ramazan’ı Şerif i eda etmeye çalıştık. Sonsuz ikram ve affedici olan rabbimiz inşaallah dergâh ı izzetinde kabul buyursun…

Değerli mümin dostlar, kardeşlerim hesapsız bir feyz ve berekete sahip olan bir mübarek ayı uğurladık…

Elhamdülillah.

Rabbimizin sonsuz keremiyle günahlardan arındık ve inşaallah günah işlememeye gayretli birer kul haline geldik.

Ramazan ayı boyunca affedilenlerin tamamından belki bin kat daha fazlası mübarek leyle-i kadir ve bayram gecesi af edilip cennet ehlinden olduk inşaallah. Bu vesile bir ikram olarak Cehennem azabından kurtulmuş olmamız bizler için bayramların en büyüğüdür.

Ramazan’da oruç tuttuğumuz için katbekat sevap kazandık; bugün oruç tutmayıp bayram yapmakla sevaplar kazanıyoruz. Zira bugün sevinç günleri… Bilvesile, bayramlar en güzide ikram günleridir.

Akraba, eş-dost ile beraberce bugünün mutluluğu yaşanır, paylaşılır. Bunun için de Peygamberimiz Efendimiz (S.A.V.) tarafından bayramlarda oruç tutmak yasaklanmıştır. (Hadis Müslim, Sıyam)

Bayramlar (Ramazan ve Kurban bayramları), kendilerine özel bir namazla karşılanır. Bayram namazının kılınmasıyla bu sevinç günlerinin nurlu gökkuşağı altından geçilir. Çünkü Sahabe-i Kiram dan Bera (R.A.) den rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (S.A.S.) Efendimiz:

“Bu günümüzde yapacağımız ilk şey, namaz kılmamızdır” buyurmuştur. (Hadis Buhari ve Müslim,)

Ramazan Bayramının diğer günlere üstünlüğü yüksek bir şuur içerisinde eda edilen hayır ve sevapların yaşanacak olan yeni bir yıla yansımasıdır. Bu nurlu yansıma, yapılan tüm ibadetlerin, tövbelerin, hayır-hasenatların Allah (c.c.) indinde makbul görülmüş olmasıdır.

Ki bu şuur, ramazan sonrası gerçek anlamda kul olmayı gerekli kılmaktadır. Yoksa kaçırılan mana fırsatlarından geriye hissemize bir bayram şekeri ya da tatlılığı olacaktır. Bu yüzden bayram sevinci, gerçek anlamda kulluk şuurunu samimiyet ve aşkla yaşayanların olacaktır.

Şimdi bu sevinç günlerinde bizlere düşen:

Büyüklerimizi, tüm hasta kardeşlerimizi, akrabaları, komşuları ziyaret edip bayramlarını elimizden geldiği müddetçe tebrik edip hayır dualarını almak, hayır dualarda bulunmaktır.

Uzakta iseler hiç olmazsa telefon veya diğer iletişim araçları ile arayarak bayramlarını tebrik etmektir. Özellikle yetimlere, çocuklara maddi fedakarlıkta bulunmak belki ikramların en güzelidir. Onların da neşelenmelerini sağlayalım.

Dargın olduklarımız varsa onlarla barışalım.

Görünüşte hiçbir şey yokmuş gibi güler yüzlü olalım. Ancak, bayram yaparken, aynı anda dünyanın birçok yerinde kafirlerin elinde çile çeken, mazlum, garip erkek-kadın din kardeşlerimizi düşünerek, en azından kalbimizde onların hicran ve tahassürünü yaşayalım.

Bayramdan sonra da kulluk vazifelerimizde gevşemeden yepyeni bir azim ve iştiyakla kulluğumuza sarılmaya devam edelim.

Bayram günlerinde her zamankinden daha fazla çevremize dikkat edelim:

Kenarda, bucakta boynu bükük bir yetim kalmasın…

Ziyaret edilmeyen büyük,

Sevindirilmeyen küçük,

Gönlü hoş edilmeyen hasta kalmasın…

Ve Fatihalarla ruhuna ziyafet verilmeyen hiçbir mevta kalınmasın.

Bu duygu ve düşüncelerle bütün dost ve kardeşlerimin bayramını en kalbi duygularla tebrik eder, sağlık ve huzur üzere bu sevinç günlerini eda etmelerini yüce Rabbimden niyaz ederim.

İnanan tüm dünya Müslümanlarının bayramı mübarek olsun.

En kalbi saygılarımla…

İbrahim Y. ZARİFOĞLU

1 Şevval 1443

İbrahim Yavuz ZARİFOĞLU
Baba tarafından, orta Asya dan Maraş a göç eden Kafkas bir ailenin uzantısı olup Zarifoğlu ailesine mensuptur. Merhum Şair- Yazar Cahit Zarifoğlu' nun yeğenidir. Anne tarafı 1800’lü yılların başlarında Kastamonu’dan İstanbul’a göç etmiş bir aile. Hanoğulları ismi ile maruf. 1957 Şubat’ında, İstanbul/Fatih/Hırka-ı Şerif’te dünyaya geldi. İstanbul’un sur içini ve dört cephesini iyi bilen şairin bu şehre ait anıları duygulu ve çok zengindir. Hayatının dem tutan anları hep bu mübarek şehirde gizlidir. Babasının asker oluşu, bu cennet vatanın çok köşesini görme imkânını verdi. İlk ve ortaokulu Gaziantep ve Ankara, liseyi İstanbul ve Maraş, yüksekokulu ise 1980 yılında İstanbul’da tamamladı. İlk İstanbul şiirlerinin tarihi 1980’li yıllara uzanır. Ancak yeniden toplanarak düzenlenmesi 2004, kitap haline gelme düşüncesi ise 2009’da tamamlanır. Şair İbrahim Zarifoğlu’nun Türkiye genelinde açılan şiir yarışmalarında; derece, mansiyon ve jüri özel ödülleri bulunmaktadır. Özel ve kamu kuruluşlarında yöneticilik yapan şair 1980-1996 yılları arasında dönem dönem İstanbul’un güzide liselerinde ücretli edebiyat öğretmenliği yapmıştır. Evli ve altı çocuk babası olan şair, bir kamu kuruluşunda halen yönetici olarak çalışmaktadır. Şairin bugüne kadar Üçü müstakil " İstanbullu Şiirler " olmak üzere, yayımlanmış 8 adet şiir kitabı bulunmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.