Uzmanlar, iftarda su ve çorbadan sonra yemeğe bir miktar ara verilmesini, iftar ile sahur arasında ortalama 1,5-2 litre su tüketilmesi gerektiğini ifade ederek, ramazan ayı boyunca gerçekleştirilecek planlı ve doğru beslenmenin önemine işaret ediyor.

Ramazan denildiğinde akla özenle hazırlanan iftar ve sahur sofraları gelirken, uzmanlar orucun sağlığa getirdiği katkıların ancak ay boyunca sürdürülebilecek planlı bir beslenme biçimiyle elde edilebileceğini söylüyor.

Manevi ikliminin yanı sıra sağlık açısından da birçok faydayı beraberinde getiren ramazan, tüm yıl hasreti çekilen, bu özelliğiyle de “11 Ayın Sultanı” olarak anılan bir ay.

Bu nedenle kurulan tüm sofralar özenle donatılırken, uzmanlar da ramazan ayı boyunca gerçekleştirilecek planlı ve doğru beslenmenin önemine işaret ediyor.

Dr. Tuğba Küçükkasap Cömert, ramazanda sağlıklı ve dengeli beslenmeye ilişkin değerlendirmede bulundu.

“Kas yıkımını engellemek için, besinlerle yeterli enerji alımı sağlanmalı, kaynak olarak kompleks karbonhidratlar (tam buğday unu ekmek, bulgur, kurubaklagiller) tercih edilmelidir. Kompleks karbonhidratlar, uzun açlık süreci boyunca yavaş emilmeleri sayesinde, enerji kaynağı olarak kalacaklardır. Aynı zamanda yüksek posa içerikleri sayesinde kan şekeri dengesine destek sağlayacak, gelişebilecek kabızlık riskini de engelleyecektir.

Ramazanda yaşanan açlık süreci, doğru bir beslenme planı benimsendiği takdirde sağlığı geliştirecek, aksi takdirde de olumsuz birçok sorunun yaşanmasına da neden olabilecektir. Karar verilmesi, üzerinde durulması gereken konu açlık değil, aç kalınmayan süreçte, iftar ve sahur öğünlerinde hangi besinlerin tercih edilmesi, hangi pişirme teknikleri ile hazırlanması gerektiğidir. Beslenme planları, yemek menüleri, günlük rutin örüntülerinden farklı olmamalı, mümkün olduğu kadar her besin grubundan (et, süt, ekmek, sebze ve meyve) tüketime özen gösterilerek, gereksinim duyulan vitamin/minerallerin sağlanmasına dikkat edilmelidir.

Dengeli bir beslenme için besin çeşitliliğin sağlanması kaçınılmazdır. Rafine karbonhidrat olarak tanımlanan beyaz un, şeker türü besinlerden, yüksek yağ içeriğine sahip seçeneklerden (kızartarak yapılan tatlılar, çikolata soslar, bisküviler) uzak durulmalıdır.”

“İftarda hızlı yemek yenilmemeli”

İftar ikiye bölünerek tüketilmeli, ilk oruç açma sürecinde kan şekeri düzeylerini hızlı bir şekilde artıracak besinlerden uzak durulmalıdır. Yapılan en büyük hatalardan biri çok hızlı ve çok yüksek miktarda besin tüketmektir. Beyinde hipotalamus içinde bulunan ventromediyal bölge, doyma merkezi olarak adlandırılmakta, ventromediyal bölgenin uyarılmasıyla tokluk hissi oluşmaktadır. Bu uyarılma 15-20 dakikada gerçekleşmekte, doyma emri yemekten 15-20 dakika sonra verilmektedir. Çok hızlı yemek bunu engelleyerek, fazla miktarda, yüksek enerji içeriğine sahip besin tüketimine zemin hazırlayabilmektedir. Yaşadığımız sürecin getirdiği sosyal yaşantının kısıtlanması sonucu azalan fiziksel aktivite düzeyi de göz önünde bulundurulduğunda bu asla istenmeyecek bir durumdur” şeklinde konuştu.

AA

Kaynak: https://akra.media/Haber/HaberDetay/100210/iftari-ikiye-bolun

Tagged